BLOG

Anneyim Ben Artık :)

Uzun zaman oldu yazmayalı. aslında sık sık yine yazıyorum ama bu sefer ege’nin bloğuna yazıyorum. oğlum doğmadan önce blog açtık ona. ve sık sık yeni fotograflarla birlikte onunla ilgili anılarımızı yazıyorum. yıllar sonra ona güzel bir hatıra kalsın istiyoruz. merak edenler için egenin blog adresi; ege.ilcebay.com

nerede kalmıştık, en son hamileydim ve doğuma bir kaç gün kalmıştı.

IMG_20140718_143237

14 temmuz sabahı için sözleşmiştik doktorumla. ama sen istediğin planı yap, o ne zaman isterse o zaman geliyor. ege 5 saat daha dayanamadı ve sabaha karşı 04,20 de doğdu :) aslında böylesi benim için daha iyi oldu. çünkü doğumdan çok korkuyordum. kesilip biçilme düşüncesi bile yetiyordu. sabah kendi ayaklarımla gitseydim hastaneye daha beter olacaktı. böyle en azından daha ne oluyor demeden doğuma alındım. sağolsun doktorcum nevin özsaraç, sırtıma epidural takılırken tir tir titreyen ellerimden tutmuş güzel sözleriyle destek oluyordu bana. sonra… sonra ne oluyor derken egenin sesi… sonra görüntüsü… ve rahatlama… işte her şey bu kadardı. 9 ay sonunda küçük tatlı oğluma kavuşmuştum.

artık anneyim. bugün tam 5 aylık anneyim :) geriye baktığımda bu 5 ayın ilk 3 ayı çok zordu gerçekten. o kadar tecrübesizdim ki… bu yaşıma kadar çevremde hiç bebek olmadı. bebek bakımı ile ilgili hiç bir fikrim yoktu. nasıl tutulur, nasıl emzirilir, nasıl altı açılır. nasıl nasıl nasıl… doğumdan sonra anladım ki benim bu konuyla ilgili hiç bir fikrim yokmuş. hiç de düşünmemişim. onca kitap okudum ama hep çocuk psikolojisiyle ilgili kitaplar okumuşum. bakımını hiç düşünmemişim açıkçası :) sudan çıkmış balık gibi kucağımızda bir bebekle döndük evimize :)

ilk günler fena geçmedi. çünkü ege kendi kendine uyuyor, uyanıyordu. yavrum hala içerde sanıyordu kendini. zaten bebekler 3 ay erken doğuyorlarmış. doğduktan sonra da ilk 3 ay kendilerini içerde sanıyorlarmış. ege, yavaş yavaş kendi kendine uyuyamaz oldu. gündüzleri güzel uyuyor, özellikle geceleri hele hiç uyumuyordu.  ee şimdi ne olacaktı… yasinin de benimde gözlerimizden uyku akıyordu. hep çok yorgunduk. geceleri nöbetleşiyorduk ama bir anne ne kadar uyuyabilir ki… ege hık dese duyuyor uyanıyor ve bir daha da uyuyamıyordum. geceler boyu uyusun diye sallamalar, ana kucağında uyutmalar… çok gazı vardı yavrumun. ve kendi kendine çıkaramadığı için hep bize ihtiyacı vardı. yatarak olmuyordu malesef kucağına alacaksın ki bir hareket olsun, rahat çıkarsın… akşam üzeri anlam veremediğimiz bir huzursuzluk ve ağlama nöbetleri. susturabilmek için yapmadığımız şey kalmıyordu. saatlerce evin içinde kucakta dolaşmalar felan… insanın eli ayağına dolaşıyormuş yavrusu susmayınca onu anladım.

öyle ki en yakın arkadaşımın düğününde bile bir saatten fazla duramadık. bir telefonla ağlamaktan çatladığını duyunca uçar gibi gittik eve. açılın, açılın ben annesiyim!!! annesi de olsan babası da olsan ne fayda, ağlıyorsa susturmak bazen deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor.

IMG_20140810_1

küçük kaplumbağam benim. böyle uyurdu bazen :) ne kadar da minikmiş yavrum…

IMG_20140820_3

10 gün bile fark etmiş di mi :) bebekler çok çabuk değişiyorlar. biz belki yanındayız diye anlamıyoruz ama geriye dönüp fotograflarına bakınca…

çalışan bir insanın evde oturması kadar zor bişey yokmuş. sağlık sorunlarım nedeniyle doğumdan 1 ay kadar önceden eve kapanmak zorunda kaldım. sonrasında doğum, bebek bakımı vs derken evde çok bunaldım. buna bir de lohusa depresyonu eklendi. zaten depresyona meyilli olan ben her gelen arkadaşımın arkasından ağlıyordum. tv deki bir habere ağlıyordum, sokakta memeleri sarkmış, belliki yavruları var olan bir köpek görsem ağlıyordum. bir kedi miyavlasa ağlıyordum. annenin duyguları bebeğe geçermiş derlerdi de inanmazdım. gözlerimle gördüm kulaklarımla duydum. bizzat şahit oldum. şöyleki, yine zorlu bir uyku maratonu ardından ege anakucağında karşımda mışıl mışıl uyurken biz tv de haberleri seyrediyorduk. katrana bulanmış bir anne köpek ve yavrularını kurtarma operasyonu haberi vardı. anne köpek kendide yapış yapış olduğu için yine yapış yapış olmuş yere yapışmış yavrularına yardım edemiyordu. o manzarayı görünce başladım ağlamaya. ama nasıl ağlıyorum, nasıl ağlıyorum. sessizce içim kan ağlayarak ağlıyorum. sonra bir baktım ege çığlık atarak ağlayarak uyandı. ortada hiç ses yokken. öylece şaşırdım kaldım. kendi kendimi yatıştırdım ege için. yoksa o halim saatlerce giderdi öyle. işte o zaman anladım ki bebekleri annelerinin duygularını çok güzel hissediyorlar.

IMG_20141017_1

sonra işe başladım. işe başlamak beni biraz olsun kendime getirmişti. oğlumu deli gibi sevmeme rağmen insanın biraz da başka bişeylerle ilgilenmesi gerekiyormuş. çalışmayan evde olan annelere bu konuda destek olunması gerekiyor bence. hele ki ege gibi koyduğun yerde durmayan devamlı gazı olan bir bebeğiniz varsa, arada bir nefes almak sizin de hakkınız. ben kendime hiç zaman ayıramadım. 7/24 ege ile evde kalmak zorlu bir süreçti. sağolsun eşim her fırsatta gezmeye çıkarıyordu bizi ama bir türlü kendime gelemiyordum. insanlar gelip gidiyordu evimize. giderlerken arkalarından ağlıyordum, şimdi gidecekler ve yataklarına yatıp mışıl mışıl uyuyacaklar ne güzel diye ağlıyordum :))) şimdi düşününce ne komik geliyor ama insan o psikolojide her şeye ağlayabiliyor.

IMG_20141104_3

sabahları oğlumdan ayrılmak çok zor oluyor orası kesin. öpüyorum öpüyorum öpüyorum da doyamıyor ki insan. işyerinde de aklımda o. masa üzerinde, bilgisayar kasasının üzerinde, sağımda solumda hep fotografları duruyor. bakıp bakıp doluyorum. allahtan süt izni diye bişey var. koşa koşa eve gidiyorum. o beni görünce heyecanlanması yok muuuuu!!!! allahım çok şükür diyorum onu bize bağışladığın için. alıyorum kucağıma bir sarılıyorum ki…

IMG_20141205_1

haftasonları çıkıyoruz ailecek geziyoruz. görenler egeye deli oluyorlar. sağolsun oğlum da pek bir çapkın olacak galiba kızları görmesin hemen gülüyor :) şimdiden başladık. çok fena bir kayınvalide olacam ben galiba :P vermicem seni kızlara diyorum, turşunu kuracam, kendime saklicam seni :))) egeyi alan yandı yanında bonusu da ben olacam :P

PhotoGrid_1418129421117

bol bol fotograflarını çekiyoruz. yalnız işin kötüsü bir fotografçı anne olarak oğlumun neredeyse tüm fotograflarını cep telefonuyla çekiyorum iyi mi? e ama ege devamlı kucağımdayken veya karşısında devamlı şaklabanlık yaparken makinanın ayarlarıyla nasıl uğraşacağım ki. onunla uğraşana kadar o anları kaçıracağım diye bende boşverdim ceple çekiyorum :)) ama ayıp bana yani, bu kadar da olmaz ki…

ama şimdi kendi hakkımıda yemiyeyim burada, ege yaklaşık 10 günlükken çekimlerini kendim yaptım. hemde o sıcakta hemde o sezeryan dikişleriyle hemde uyanacak diye ödüm koparken :) işte bir iki örnek…

NLY_4731-ps1

NLY_4749-ps1

NLY_4761-ps1

NLY_4766-ps1

ege artık 5 aylık oldu. bense anca alıştım anneliğe. annelik öyle sanılanın aksine doğumla hemen hissedilebilen bişey değilmiş. zamanla alışıyormuş insan hem bebeğine hem bu yeni yaşam şekline. artık her adımımızı egeye göre atıyoruz. tüm konumuz o oldu. gerçekten harika bir duyguymuş annelik. hele ki egenin annesi olmak çok daha güzel. her haliyle o kadar tatlı ki oğlum…

IMG_20141115_2 (1)

yorgunluktan öldüğüm zamanlar oluyor veya ne bileyim hasta oluyorum ve kolumu kaldıracak halim olmuyor kimi zaman, işte o anlarda bana bir gülüşü yetiyor kendime gelmem için. o dişsiz ağzıyla bir gülüşü var ki…

IMG_20141204_12

sonuç olarak allaha şükrediyorum onu bize bağışladığı için. iyi ki ege var ve iyi ki bizim oğlumuz…

artık anneyim ben…

IMG_20141017_2



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir